adı her neyse....

Gitmek var, kalmak var...
Gitmeye karar vermek, kalmaya mahkum olmak var....
Dünyanın bin bir türlü hali var yani....
En kötüsü de sonuçta ayrı düşmek iki gözüm. Yalandan yanlıştan, beceriksizlikten, sorumluluktan, sorumsuzluktan, kaçıştan, gurbetin çağırışından, mecburiyetten, velhasıl pek çok nedenden dolayı ayrı düşüyoruz…

Dilimizden koptuk. Dilimiz döndüğünce de anlatmaya çalışıyoruz. Kökümüzden, kültürümüzden kopup iki arada bir derede sıkışıp kaldık. Ruhen göçebe insanlarız biz. Göçebeliğin tüm şartlarını sonuna dek zorlayarak evimiz, köyümüz, kentimiz ve hatta ülkemizden koptuk. Yaban ellerde, değersiz ayrık otları gibi dikilmiş duruyoruz. Ayrık otu ne kadar dikse, o kadar işte! Demem o ki, yaşamaya devam ediyoruz. Yaşamak ise önce ayrı düşüp, sonra da ayrı düşmenin çilesini çekmek değil midir zaten...

Ne tür bir kısır döngü bu; kaç üstü kaç oluyor cezamız!

Bana kalırsa uzun süre dert çekmez insanoğlu. Onarılır bir biçimde. Doğa onarır onu. Aslında kahır çeken gönüldür. Gönül bir kez darbe yemeye görsün, iflah olmaz artık. İflah da etmez... Bazı felaketlerin alameti yoktur! Ayrı düşmek de öyle bir şey. Bir bakarsınız aniden, uyarılmaksızın ayrı düşüvermişsiniz.

En ağır ceza ise sevdadan ayrı düşene kesilir. Sevdası kaçmış gönül ne işe yarar ki! Gönüle heyecan, telaş ve hüznü veren sevda olmayınca, at o gönül’ü çöpe; sonra da kutuyu ebediyen boşalt gitsin!

Ne yapmalı o halde?

Yaşamanın, ayrı düşüp eksilmek olduğu bir dünyada bizleri yeniden yaratmayı beceren sevgi, sevda, aşk, bağlılık, umut veya adı her neyse ona sahip çıkmalı sanırım. O “adı her neyse” var ya, işte insanı yaşama bağlayan ve hayatta tutan köklerin ta kendisidir o.

Gönül, sevda, çile çekmek, ayrı düşmek, ayrılık...
Karatahtamda bunlar var bugün...
Yaşamı çoğaltan ve tenhalığı yok eden o “adı her neyse”ye mutlaka sahip çıkın dostlar.

Belki bugün UMUT'tur adı...
Ve sahip çıkın tüm sevgilere!

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !